İkiz kızlarım vardı
Kışın en sert günlerinden birinde, İstanbul’un görkemli ama soğuk bir sitesinin kapısında, hayatın acımasız yüzüyle karşılaştım. Kayınvalidem Leman’ın bakışları, karın üzerine düşen keskin bir bıçak gibi, içimi yaralayan bir öfkeyle doluydu. O an, kollarımda, hayatımın en değerli varlıkları olan henüz on günlük ikiz kızlarım titrek bir şekilde battaniyelere sarılmıştı. Soğuk, içime işleyen bir boşluk yaratırken, Leman’ın sesindeki bağırışlar, sanki gökyüzüne karışan kar taneleri kadar ağırdı. Her kelime, kalbime bir parça daha saplanıyordu. Gözlerimin önünde, annelik sevgisi ile kayınvalidelik çatışması arasında sıkışmıştım; içimdeki karmaşa, derin bir fırtınayı andırıyordu. Bu anın öncesi ve sonrası, hayatımda bir dönüm noktası olacaktı; zira düşmanlık, en yakınlarımızdan gelebiliyordu.
Devamını okumak için sonraki sayfaya geçiniz…
