Doğum yaptıktan sonra bebeğimi beni büyüten dedemle tanıştırmak için yanına götürdüm – Zekhaber
Doğum yaptıktan sonra bebeğimi beni büyüten dedemle tanıştırmak için yanına götürdüm

 

Doğum yaptıktan sonra bebeğimi beni büyüten dedemle tanıştırmak için yanına götürdüm 

Yıllardır Saklanan Sır

Dedem o anda bana, yıllardır herkesten sakladığı bir gerçeği anlatmaya başladı.

“Annenle baban öldüğünde sana onların sadece bir trafik kazasında hayatını kaybettiğini söyledim. Fakat sana anlatmadığım çok önemli şeyler vardı.”

Boğazım düğümlendi.

“Ne demek istiyorsun?”

Hasan Dede, Ela’yı kucağında tutarak koltuğa oturdu. Ben de karşısına geçtim. Kalbim o kadar hızlı çarpıyordu ki sanki odadaki sessizlikte onun sesini bile duyabiliyordum.

“Sen dünyaya geldiğinde annen çok korkmuştu,” dedi.

“Benden mi korkuyordu?”

“Hayır. Seni kaybetmekten korkuyordu.”

Bu sözler kafamı daha da karıştırdı.

Dedem derin bir nefes aldı.

“Annenin bir ikiz kardeşi vardı. Adı Arda’ydı. Sen doğmadan yıllar önce aileden tamamen uzaklaştırıldı. Genç yaşta yanlış insanlarla arkadaşlık kurmuştu. Borçları vardı ve sürekli sorun çıkarıyordu. Annen de onunla tüm ilişkisini kesmişti.”

“Bunun Kerem’le ne ilgisi var?”

Dedem gözlerini Ela’ya çevirdi.

“Sandığından çok daha fazla ilgisi var.”

Kısa bir süre sustu.

“Senin sevgilin Kerem’in soyadını hiç sormadım. Çünkü annen bana yıllar önce bir isim vermişti. Eğer bir gün o aileden biri hayatına girerse seni uyarmamı istemişti.”

Dudaklarım kurudu.

“Hangi aile?”

Dedem cevap vermeden önce uzun uzun yüzüme baktı.

“Babanın ailesi.”

İçimde büyük bir boşluk oluştu.

“Babamın ailesi mi?”

“Evet.”

Başımı şaşkınlıkla iki yana salladım.

“Bu mümkün değil. Kerem’in babasının kim olduğunu bile bilmiyorum.”

Hasan Dede titreyen elleriyle cebinden eski bir zarf çıkardı.

“Annen bunu senin için bıraktı.”

Zarfı bana uzattığında parmaklarım titriyordu. Üzerinde yalnızca benim adım yazıyordu.

Zarfı açtım.

İçinden yıllar öncesine ait eski bir fotoğraf çıktı.

Fotoğrafta genç annem, babam ve başka bir adam vardı.

Adamın yüzünü gördüğüm anda nefesim kesildi.

Çünkü o yüzü daha önce görmüştüm.

Kerem’in eski evinde, duvarda asılı duran fotoğrafta.

“Bu…” diye fısıldadım.

Dedem başını salladı.

“Evet. O, Kerem’in babası.”

Fotoğrafı elimden düşürmek üzereydim.

“Peki annem neden bunların hiçbirini bana anlatmadı?”

“Çünkü seni o aileden mümkün olduğunca uzak tutmak istedi.”

Dedem konuşmaya devam etti.

“Annen, babanın ölümünden sonra o aileyle bütün bağlarını kopardı. Seni onların bulmasını istemedi. Özellikle de Kerem’in babasının geçmişte yaptığı bazı şeylerden sonra…”

“Ne yapmış?”

Dedem başını eğdi.

“Babanla annenin yaşadığı kazanın sandığın kadar basit olmadığını düşünüyordu.”

O cümleyle birlikte sanki bütün dünya sessizliğe gömüldü.

“Ne diyorsun?”

“Arabanın frenleriyle oynanmıştı.”

Nefesim kesildi.

“Hayır…”

“Polis bunu kesin olarak kanıtlayamadı. Ama annen ölümünden kısa süre önce bana bir mektup bıraktı. Eğer kendisine bir şey olursa seni korumamı ve geçmişte yaşananları senden saklamamı istedi.”

Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülmeye başladı.

“Peki Kerem?”

Dedem bu kez daha ağır bir ses tonuyla konuştu.

“Bilmiyorum. Onun bunlardan haberi var mı, yok mu, bunu söyleyemem.”

Tam o sırada Ela ağlamaya başladı.

Dedem onu kucağında sakinleştirmeye çalışırken gözleri yeniden bebeğin yüzüne takıldı.

“Benim asıl korktuğum şey bu değil,” dedi.

Şaşkınlıkla ona baktım.

“Daha ne olabilir?”

Dedem Ela’nın gözlerine dikkatle baktı.

“Gözleri.”

“Gözlerinin neyi var?”

“Senin annenin ailesinde çok nadir görülen bir özellik vardı. Bir göz mavi, diğeri koyu kahverengi olurdu.”

Elimdeki fotoğrafa yeniden baktım.

Annemin yanında duran adamın gözleri de aynıydı…

Biri mavi, diğeri koyu kahverengiydi.

O an içimde tek bir soru belirdi:

Ela bu aileyle sandığımızdan çok daha büyük bir bağa mı sahipti? 

Devamı diğer sayfada

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.