55 YAŞINDA DULUM, KOCAM ERKEN YAŞTA VEFAT ETTİ. YILLARDIR EVİMDE TEK BAŞIMA YAŞIYORDUM. ANCAK BİR GECE ERKEK KOMŞUM KAPIMI ÇALIP İÇERİ GİRMEK İSTEDİ. – Zekhaber
55 YAŞINDA DULUM, KOCAM ERKEN YAŞTA VEFAT ETTİ. YILLARDIR EVİMDE TEK BAŞIMA YAŞIYORDUM. ANCAK BİR GECE ERKEK KOMŞUM KAPIMI ÇALIP İÇERİ GİRMEK İSTEDİ.

55 YAŞINDA DULUM, KOCAM ERKEN YAŞTA VEFAT ETTİ. YILLARDIR EVİMDE TEK BAŞIMA YAŞIYORDUM. ANCAK BİR GECE ERKEK KOMŞUM KAPIMI ÇALIP İÇERİ GİRMEK İSTEDİ. ONA KAPIYI AÇTIĞIMDA TİTREYEN BİR SESLE, “KOCAN ÖLMEDEN ÖNCE BANA BİR EMANET BIRAKTI. BUNU SANA VERMEYE CESARET EDEMEDİM!” DEDİ. ELİNDEKİ ESKİ ÇANTAYI AÇIP İÇİNDEN ÇIKARDIĞI ŞEYİ GÖRDÜĞÜMDE DİZLERİMİN BAĞI ÇÖZÜLDÜ. MEĞER KOCAMIN ÖLÜMÜNDEN SONRA YAŞADIĞIM HER ŞEYİN ARKASINDA YILLARDIR BİLMEDİĞİM KORKUNÇ BİR SIR VARMIŞ!

 

Benim adım Gülseren. Elli beş yaşındayım. Kocamı henüz kırk iki yaşındayken kaybettim. O günden beri kasabanın biraz dışında bulunan, bahçeli ve eski evimizde tek başıma yaşıyorum.

Kocam Selim’le yirmi yıl evli kaldık. Çocuğumuz olmadı ama birbirimizi çok sevdik. En büyük hayalimiz, yaşlandığımızda bahçemizde oturup birlikte çay içmekti.

Ne yazık ki kader buna izin vermedi.

Selim, bir akşam işten dönerken trafik kazası geçirdi. Hastaneye kaldırıldığında artık çok geçti. Doktorlar onu kurtaramadı.

Cenazesinden sonra dünya başıma yıkıldı. Aylarca evden çıkmadım. İnsanların sesini duymak bile istemiyordum.

O zor günlerde yanımda olan tek kişi, karşı komşumuz Nihat’tı.

Nihat, Selim’in çocukluk arkadaşıydı. Elli sekiz yaşında, eşini yıllar önce kaybetmiş, sessiz sakin bir adamdı.

Bahçemdeki ağır işleri yapar, bozulan muslukları tamir eder, bazen de kapıma yiyecek bırakırdı.

Ancak son birkaç yıldır tuhaf davranmaya başlamıştı.

Özellikle Selim’in ölüm yıl dönümü yaklaştığında benden uzaklaşıyor, gözlerimin içine bakmaktan kaçınıyordu.

Bir şey sakladığını hissediyordum.

O gece, yıllardır içimde taşıdığım bütün soruların cevabını öğreneceğimden habersizdim.

Saat gece yarısını biraz geçmişti. Dışarıda şiddetli yağmur yağıyordu. Tam yatmaya hazırlanırken kapım üç kez çalındı.

Bu saatte kim olabilirdi?

Kapının dürbününden baktığımda Nihat’ı gördüm. Sırılsıklamdı. Bir elinde eski bir deri çanta tutuyordu.

Kapıyı açtım.

“Gülseren, seninle konuşmam gerekiyor.”

“Bu saatte ne oldu Nihat? İyi misin?”

Yüzü bembeyazdı.

“Selim hakkında bilmen gereken bir şey var.”

Kocamın adını duyunca kalbim hızla çarpmaya başladı.

Nihat içeri girip çantayı masanın üzerine bıraktı.

“On üç yıldır bu anı erteliyorum. Ama artık zamanım kalmadı.”

“Neden bahsediyorsun?”

Çantanın kilidini açarken ellerinin titrediğini fark ettim.

İçinden sararmış bir zarf, küçük bir anahtar ve üzerinde kocamın adının yazılı olduğu bir dosya çıkardı.

Zarfı bana uzattı.

Üzerindeki el yazısını hemen tanıdım.

Selim’in yazısıydı.

Zarfı açıp okumaya başladım.

“Sevgili Gülseren’im, bu mektubu okuyorsan sana anlatamadığım gerçekler artık ortaya çıkmış demektir. Beni affetmeni istemiyorum. Sadece sonuna kadar dinlemeni istiyorum.”

Gözlerim doldu.

“Nihat, bu ne demek?”

Başını eğdi.

“Selim’in geçirdiği kaza, sandığın gibi sıradan bir kaza değildi.”

Olduğum yerde donakaldım.

Devamını okumak için diğer sayfaya geçiş yapabilirsiniz

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.