Arkadaşımın 49 Yaşındaki Annesini Eve Bırakırken Bana ‘Sessiz Bir Yere Götür’ Dedi, O Gece Her Şey Değişti – Sayfa 2 – Zekhaber
Arkadaşımın 49 Yaşındaki Annesini Eve Bırakırken Bana ‘Sessiz Bir Yere Götür’ Dedi, O Gece Her Şey Değişti

Hafifçe gülümsedi. Sonra tekrar şehre döndü.

Bir süre sonra telefonum çaldı. Ulaş arıyordu.

‘Neredesiniz? Annem eve gelmedi.’

‘Seyir tepesindeyiz. Biraz konuşuyoruz.’

‘Niye oradasınız?’

Ayşen elini uzattı.

‘Telefonu bana ver.’Telsiz Bul

Hoparlörü açtım.

‘Oğlum, ben istedim. Endişelenme.’

‘Anne, babamla aranızda bir şey mi oldu?’

Ayşen gözlerini kapattı.

‘Evet. Ama bunu gece yarısı telefonda konuşmak istemiyorum.’

Ulaş’ın sesi sertleşti.Fizik Dersi

‘Babam yine ne yaptı?’

‘Yarın konuşacağız. Doğukan beni güvenle eve bırakacak.’

Telefon kapandığında aramızda başka bir sessizlik oluştu.

‘Ulaş bir şeylerden şüpheleniyor,’ dedim.

‘Aylardır evdeki havayı hissediyor. Yetişkin bir adam oldu ama hâlâ onu korumaya çalışıyorum.’

‘Belki de artık her şeyi tek başına taşıman gerekmiyordur.’

Ayşen başını salladı.

‘Haklısın. Fakat oğlumu babasına karşı doldurmak da istemiyorum.’

Tam o sırada telefonuna bir mesaj geldi. Ekrana baktıktan sonra yüzü gerildi.

‘Tanju,’ dedi.

‘Ne yazmış?’

‘Eve ne zaman döneceğimi soruyor. Sabah emlakçıyla görüşecekmiş.’

‘Ne emlakçısı?’

‘Bilmiyorum.’

Mesajı tekrar okudu. Sonra hızla kocasını aradı. Telefon açılınca sesini duymamak için başka tarafa baktım ama konuşma ister istemez kulağıma geliyordu.Telsiz Bul

‘Tanju, hangi emlakçıdan bahsediyorsun?’

Kısa bir sessizlik.

‘Hayır, evi satmayı kabul etmedim. Böyle bir karar vermedik.’

Ayşen’in sesi titremeye başladı.

‘Benimle konuşmadan bunu nasıl planlarsın?’

Telefon kapandığında derin bir nefes aldı.

‘Evi satışa çıkarmak istiyormuş.’

‘İkinizin evi değil mi?’

‘Evet. Yıllarca birlikte ödedik.’

‘Öyleyse yarın bütün ayrıntıları öğrenmeden hiçbir şeye razı olma.’

Ayşen elleriyle yüzünü kapattı.

‘Az önce evliliğimi kaybettiğimi düşünüyordum. Şimdi evimi de kaybedecekmişim gibi hissediyorum.’

Ona acele karar vermemesini söyledim. Bir hukuk uzmanından bilgi alabilir, belgelerini inceleyebilir ve seçeneklerini değerlendirebilirdi.

Sonra arabadan çıkmak istedi. Yağmur hafiflemişti. Birlikte seyir terasının üzeri kapalı bölümüne yürüdük.

Şehir aşağıda parlıyordu. Ayşen korkulukların önünde durdu.

‘Biliyor musun, yıllarca kendi ihtiyaçlarımı en sona koydum,’ dedi. ‘Tanju işini büyütürken ben evimizi düzenledim. Ulaş büyürken onun her sorunuyla ilgilendim. Sonra bir gün aynaya baktım ve kendim için en son ne istediğimi hatırlayamadım.’

‘Şimdi ne istiyorsun?’

Uzun süre düşündü.

‘Bu gece sadece korkmadan uyumak istiyorum.’

‘Öyleyse önce bunu halledelim.’

Arabaya döndük. Eve gitmek isteyip istemediğini sordum.

‘Hayır,’ dedi. ‘Bu gece ablam Sevil’de kalacağım.’

Yolda konuşmadık. Fakat sessizlik artık rahatsız edici değildi.

Sevil’in apartmanının önüne geldiğimizde Ayşen emniyet kemerini açmadan önce bana döndü.

‘Doğukan, sana bir şey sorabilir miyim?’

‘Tabii.’

‘Beni gerçekten dinledin mi, yoksa arkadaşının annesi olduğum için mecbur mu hissettin?’

‘Gerçekten dinledim. Çünkü kötü bir gece geçiriyordun.’

Gülümsedi.

‘Bunun benim için ne kadar önemli olduğunu bilemezsin.’

Arabadan indi. Binanın kapısına kadar yürüdü, sonra dönüp el salladı.

Eve döndüğümde saat sabaha yaklaşıyordu. Ama gecenin ağırlığı hâlâ üzerimdeydi.

Ertesi sabah Ulaş kapıma geldi.

‘Annemle konuştum,’ dedi. ‘Babam ayrılmak istiyormuş.’

‘Biliyorum.’

‘Bana neden söylemedin?’

‘Annenin sana kendisinin anlatması gerektiğini düşündüm.’

Ulaş koltuğa oturup başını ellerinin arasına aldı.

‘Böyle bir şey olacağını hiç düşünmemiştim.’

‘Ben de.’

Bir süre sonra bana dikkatle baktı.

‘Annem dün gece seninle rahat konuşabildiğini söyledi.’

‘Çok üzgündü.’

‘Onun için sağ ol.’

Ulaş’ın gözleri dolmuştu. On yıldır en yakın arkadaşım olan adamı ilk kez bu kadar çaresiz görüyordum.

‘Bir şey yapmam gerekiyor,’ dedi.

‘Anneni dinle. Ama aralarındaki evlilik sorununu çözmek zorunda olduğunu düşünme.’

O gün Ayşen, ablasının yardımıyla bir avukattan görüşme aldı. Tapu kayıtları, banka ödemeleri ve diğer belgeleri incelemeden herhangi bir satış kararına katılmayacağını Tanju’ya bildirdi.

Tanju başlangıçta buna öfkelendi. Ardından emlakçıyla yapacağı görüşmeyi erteledi.

Birkaç gün sonra Ayşen beni aradı.

‘Bugün ilk defa kendi adıma önemli bir karar verdim,’ dedi.

‘Nasıl hissediyorsun?’

‘Korkuyorum. Ama iyi hissediyorum.’

Onu tebrik ettim. Görüşmeyi kapatmadan önce bu kez kahve içmek isteyip istemediğimi sordu.

‘Geçen gece söylediklerini düşündüm,’ dedi. ‘Kendimi sürekli güçlü göstermeye çalışıyorum. Bazen sadece sohbet etmek istiyorum.’

Bir kafede buluştuk. Bu kez yağmur yoktu. Ayşen açık renkli bir elbise giymiş, saçlarını toplamıştı. Yüzünde yorgunluk hâlâ hissediliyordu ama bakışları daha kararlıydı.

Bana üniversite yıllarındaki hayallerini anlattı. Bir zamanlar küçük bir sanat atölyesi açmak istemiş. Resim yapmayı çok severmiş ama evlendikten sonra buna ayırdığı zaman giderek azalmış.

‘Neden şimdi başlamıyorsun?’ diye sordum.

‘Kırk dokuz yaşındayım Doğukan.’

‘Bunun resim yapmakla ne ilgisi var?’

Güldü.

‘Bazen insanın önündeki en büyük engel kendi kafası oluyormuş.’

O görüşmeden sonra birkaç kez daha konuştuk. Aramızdaki yakınlık beklenmedik biçimde gelişiyordu. Onunla sohbet ederken yalnızca Ulaş’ın annesini değil, kendine ait hayalleri ve korkuları olan yetişkin bir kadını tanıyordum.

Ancak bir akşam Ayşen bana uzun bir mesaj gönderdi.

‘Doğukan, seninle konuşmak iyi geliyor. Ama içinde bulunduğum karmaşadan yeni bir ilişkiye sığınarak çıkmak istemiyorum. Önce kendi hayatımı düzene koymalıyım.’

Mesajı okuduğumda ona duyduğum ilginin sıradan bir arkadaşlık duygusundan farklılaştığını kabul ettim. Fakat söylediklerinde haklıydı.

‘Anlıyorum,’ diye cevap verdim. ‘Acele etmemize gerek yok.’

Sonraki aylarda daha seyrek görüştük. Ayşen boşanma sürecini yürüttü. Tanju’yla evin geleceği konusunda görüşmeler yaptı. Ulaş da zamanla anne babasının birbirinden ayrılmasının kendisini taraf seçmek zorunda bırakmadığını anlamaya başladı.

Bir akşam arkadaşım bana, ‘Annem yeniden resim yapmaya başladı,’ dedi.

‘Öyle mi?’

‘Evet. Evde her taraf boya kokuyor. Küçükken annemin tablolarını görürdüm. Yıllardır hiç dokunmamıştı.’Gebelik İncele

Gülümsedim.

‘Güzel haber.’

Ulaş bir süre yüzüme baktı.

‘Annemle hâlâ konuşuyor musun?’

‘Ara sıra.’

‘Sana bir şey söyleyeceğim. Annemin yeniden mutlu olmasını istiyorum. Ama onun seninle yakınlaşması fikrine alışmam zaman alabilir.’

Şaşırdım. Böyle bir konuşmaya hazır değildim.

‘Seni zor durumda bırakmak istemem,’ dedim.

‘Biliyorum. Sadece birbirimize dürüst olalım.’

Bu sözler dostluğumuzun hâlâ güçlü olduğunu gösteriyordu.

Bir yıl sonra Ayşen’in ilk küçük resim sergisine gittim. Boşanması tamamlanmış, kendi düzenini kurmuştu. Duvarlarda doğa manzaraları, eski sokaklar ve yağmurlu şehir resimleri vardı.

En sondaki tabloyu görünce durdum. Karanlık bir seyir terasından aşağıya uzanan ışıklı şehir görünüyordu.

Tablonun adı ‘Başlangıç’ idi.

Ayşen yanıma geldi.

‘Tanıdık geliyor mu?’

‘Unutulacak gibi değil.’

O geceyi düşündüm. Bir insanın hayatının dağıldığını sandığı anın, başka bir hayat kurmasının başlangıcı olabileceğini ilk kez o zaman anlamıştım.

Ayşen bana baktı.

‘Artık bir başkasının boşluğunu doldurmak istemiyorum. Kendi hayatımdan memnunum.’

‘Buna gerçekten sevindim.’

‘Ama hayatımda olmasını istediğim insanlar da var,’ dedi. ‘Senin gibi.’

Gülümsedim.

‘Ben de seninle vakit geçirmek istiyorum.’

O akşam sergiden birlikte çıktık. Gelecek hakkında büyük sözler vermedik. Aramızda yeni bir ilişkinin mümkün olup olmadığını zaman gösterecekti. Yaş farkımızı, Ulaş’la dostluğumu ve geçmişte yaşananları görmezden gelmiyorduk.

Fakat artık hiçbirimiz korkudan karar vermek istemiyorduk.

Sokağa çıktığımızda hafif bir yağmur başlamıştı. Ayşen gökyüzüne baktı, sonra bana döndü.

‘Yine yağmur yağıyor,’ dedi.

‘Evet, ama bu kez nereye gideceğini biliyorsun.’

Gülümsedi.

‘Biliyorum.’

Birlikte kaldırım boyunca yürüdük. O gece anladım ki bazen bir insanın hayatında bırakabileceğiniz en değerli iz, ona bütün sorunlarını çözeceğinizi söylemek değil, kendi yolunu bulabileceğine inanmasına yardımcı olmaktır.

Ve ben o yağmurlu gecede arabamı başka bir yöne çevirdiğim için gerçekten hiç pişman olmadım.

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.