Hint Basını Türkiye’yi Örnek Gösterdi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin bu zorlu dönemi avantaja çevirdiği ve küresel ölçekte etkisini artırdığı vurgulandı.
Analizde, Türkiye’nin NATO’da ABD’den sonra en büyük ikinci kara ordusuna sahip olduğuna dikkat çekilirken, Rusya’dan S-400 alımı nedeniyle ABD yaptırımlarına maruz kalmasına rağmen Ankara’nın Batı bloğu içinde kendine özgü ve esnek bir çizgi izlediği ifade edildi. Türkiye’nin gerektiğinde dış politikasını parçalara ayırabilen bir yapı kurduğu, bu sayede farklı kriz alanlarında etkin rol oynadığı aktarıldı.
Ukrayna, Kafkasya ve Suriye gibi çatışma bölgelerinde Türkiye’nin arabulucu kimliğiyle öne çıktığı belirtilirken, savunma sanayisinde alt sistem entegrasyonu ve tersine mühendislik yoluyla hızlı bir ilerleme sağlandığı kaydedildi. Bu yaklaşımın, Türkiye’nin orta güçlere NATO düzeyinde savaş kabiliyeti sunabilen bir aktör haline gelmesinde etkili olduğu ifade edildi.
Haberde, 2019’da başlatılan Asia Anew stratejisinin Türkiye’nin yeniden yükselişinde önemli rol oynadığına dikkat çekildi. Bu kapsamda Ankara’nın Pakistan ve Bangladeş ile ilişkilerini derinleştirirken, Sri Lanka ve Maldivler ile de bağlarını güçlendirdiği, savunma sanayisinin Güneydoğu Asya’ya kadar uzanan bir etki alanı oluşturduğu belirtildi. Savunma ihracatındaki artış da analizde geniş yer buldu. Türkiye’nin savunma ihracatının 2024’te 7,1 milyar dolar seviyesindeyken 2025’te 8,5 milyar dolara yükseldiği aktarıldı. Ekonomik dalgalanmaların ardından istikrar sürecine girildiği, enflasyonla mücadele ve yatırım çekme adımlarının somut sonuçlar verdiği ifade edildi.
Türkiye’nin yerli insansız hava araçları, seyir füzeleri, deniz kuvvetleri modernizasyonu ve elektronik harp kabiliyetlerinin hızla geliştiği belirtilirken, Türk savunma ürünlerinin maliyet avantajı ve jeopolitik esneklik nedeniyle birçok ülke için cazip hale geldiği vurgulandı. Amerikan sistemlerinin yüksek maliyetli olması, Rus savunma sanayisinin yaptırımlar altında bulunması ve Çin’in karmaşık ihracat politikalarının Türkiye’yi öne çıkardığı kaydedildi.
Pakistan ile savunma işbirliğine de özel bir parantez açıldı. Baykar Savunma’nın 2025 itibarıyla 34 ülkeye ihracat yaptığı ve küresel İHA pazarının yüzde 65’ini elinde tuttuğu bilgisi paylaşıldı. Pakistan’ın Bayraktar TB2, Akıncı ve Songar sistemlerini aktif olarak kullandığı, Kemankes seyir füzeleri için entegrasyon çalışmalarının sürdüğü aktarıldı.
Ayrıca Türkiye’nin Pakistan’a beşinci nesil Kaan savaş uçağını sunmaya hazırlandığı, projede yaklaşık 150 Pakistanlı mühendisin görev aldığı belirtildi. Pakistan Hava Kuvvetleri’ne ait 41 F-16’nın modernizasyonunun Türkiye tarafından tamamlandığı, Gökdoğan, Gökdoğan ER ve Gökhan BVR programlarında iki ülkenin birlikte çalıştığı ifade edildi.
Deniz kuvvetleri alanında ise MILGEM projesi öne çıktı. Pakistan donanması için dört adet Ada sınıfı korvetin anlaşmasının yapıldığı, PNS Babur ve PNS Khaibar’ın teslim edildiği, Karaçi Tersanesi’nde inşa edilen diğer gemilerin ise 2026 ve 2027’de hizmete gireceği aktarıldı. Bangladeş cephesinde de Türkiye’nin etkisinin arttığına dikkat çekildi. Dakka yönetiminin Chittagong ve Narayanganj’da Türk firmalarıyla savunma sanayi tesisleri kurmaya hazırlandığı, Bangladeş envanterine MKE Boran obüslerinin girdiği, TRG-230/300 roket sistemleri, Otokar Tulpar ile Hisar-O+ ve SIPER hava savunma sistemlerinin gündemde olduğu ifade edildi.
ThePrint, Hindistan’daki stratejik tartışmaların Türkiye’nin Pakistan ve Bangladeş merkezli savunma sanayi ekosistemini yeterince analiz edemediğini belirterek, Türkiye-Pakistan savunma sinerjisinin Bangladeş’in askeri modernizasyonuna da yansıyacağını ve bunun Hindistan’ın güvenlik hesaplamaları açısından ciddi bir zorluk oluşturacağını yazdı.